26 Kasım 2009 Perşembe

BİR CEVAP ALMAK İÇİN KURULAN CÜMLELER

Gecenin birinde bir kadın olmak nasıl diye düşünmek lazım belki de… Çünkü bir kadın düşünür. Saçlarına yıldızların o şiirlerde abartılmış ışığı düşerken, o farkına bile varamaz belki onları ve düşünür. Neden? , der kendi kendine. İçimde bu olup bitenler neden? Ben nerede duruyorum bu hayatta ve cebimdeki on liradan başka ne kanıt var benim zenginliğime dair? Yaşamak para değil, pul değil, maddeler değil. Buraya kadar tamam. Peki, ama yaşamak aynı zamanda sadece aç olmamak, açıkta olmamak mıdır? En berbat gecede başınızı sokacak bir eviniz varsa, yapacak ya da isteyecek başka bir şeyiniz yok mudur acaba bu dünyada? Her şey bu kadar sınırsızken istekler bu kadar sınırlı mıdır? Bu sınırlardan kurtulmak mı lazımdır yoksa sınırlarınızı korumak mı? Bir zamanlar da insanlar bu kadar birlikte ve bu kadar yalnız mıydı acaba diye sorar kadın. En güzel cevap olumlu verilendir bu soruya aslında. Bilirseniz ki başkaları da yalnız kaldı, artık yalnızlık değildir o. Kendinizi bir tek parça gibi hissederken oradan kurtulmanın en güzel yoludur belki bu cevap çünkü artık siz bütünün bir parçası olursunuz yeniden. Ait ve emin. Peki sırf başkalarının da bir hareketi yapıyor olması doğru yerde doğru zamanda bulunuyor olduğunuzun kanıtı olabilir mi gerçekten? Emin olmak için bu kadar ufak bir şey yeterli ise peki bir hareket için yapılması ya da yapılmaması gereken, kendimizden emin olmak neden bu kadar zaman alır? Neden kendimizden emin olmak, ona güvenmek isteriz peki? Doğru nedenlerden olduğu çok az görülmüştür aslında. Egoyu beslemek, daha emin adımlar atabilmek, sistemlerin içinde daha sağlam yerler edinebilmek için gerekli değildir bence kendine güvenmek. Kendine güvenmek, o bedenin içinde yaşayabilmek için gereklidir. Çünkü bilirsin ki sen o bedenden ortalama 70 yıl çıkamayacaksın. Sen ve seni sen yapan bilincin o bedende kısılıp kalmışsınız. Ufukta herhangi bir unutkanlık veya hafıza kaybı görünmüyor. Ve kendi isteğinizle çıkmaya çalışmak gibi bir niyetiniz de olamaz o bedenden. O zaman işte orada yaşamaya çalışmak bir sevgi ve güven meselesi haline gelir. Güvenmediğimiz, sevmediğimiz bir tanıdığa, bize dokunmadığı, içimize yaklaşamadığı, içimizi okuyamadığı bir ortamda bile beş dakika katlanırken nefesimiz tıkanıyorsa, kendimizi sevmeden yaşamanın imkansız olması çok da garip değildir zaten. Ama sevmek kavramını da açmamız gerekir tam bu noktada çünkü bilmeden ve anlamadan sevmek yarımdır bence. Kötüyü görmek, kusurları bilmek ve onları sevmek daha bir tamdır. Ama eksik kalır yine. Çünkü sevmek değiştirmektir bence. Sevmek öğrenerek oluyorsa ve öğrenmek de bir davranış değişikliği geliştirmek ise bu değişimi yaşamadan sevmek amacına ulaşmadığı gibi, sebep olduğu gereksiz körlüklerle sevmeyi de engeller. Peki, neden hep kadınlar soruyor gibi görünür bu soruları? Zamanları bol olduğu için mi? Hapsedildikleri evlerde yapacak iş bulamadıkları için mi? Aslında hapsedilmedikleri ve orda olmayı sevdikleri için kendilerini yeni işlere verdikleri için mi? Yoksa tüm toplumlar kadınlara “başkalarını” sevmeleri gerektiğini söylediği için mi? Kendi içlerinde taşıdıkları biri erkek biri kadın gözetmenlerin yorumlarını dışa vurdukları için mi? Çok duygusal görüldükleri için mi? Öyle görülmeyi sevdikleri için mi? Herkes bazı hayatlarında bu tür şeylere elbet kafa yorduğu için mi? Tüm bunları cevaplamak imkansız tabi ama cevaplara ulaşmak da imkansız olmadığı için mi soruyorlar acaba? Yoksa sadece, gecenin birinde otururken bir kadın olarak bu dünyada, canları sıkılıp hava almaya çıkayım deseler başlarına ne geleceğini de merak edip sormak zorunda kaldıkları için alışkanlık mı yaptı sorular acaba… SZN23.06.08

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder